Avukatlık Kanunu'nun 35. maddesinin üçüncü fıkrası açık: tescilli esas sermayesi 1.250.000 TL ve üzeri olan anonim şirketler, sözleşmeli bir avukat bulundurmak zorunda. Bu zorunluluk 2001'den bu yana yürürlükte. Ancak 2026'da kapsamı fiilen genişliyor.
Neden 2026 Farklı?
TTK asgari sermaye artışı nedeniyle, 31 Aralık 2026'ya kadar sermayesini 250.000 TL'ye yükseltmesi gereken binlerce anonim şirket var. Bu artırım yapılırken bazı şirketlerin tescilli sermayesi 1.250.000 TL eşiğini aşacak — ve bu anda avukat bulundurma zorunluluğu otomatik olarak başlayacak.
Eşik Nasıl Hesaplanıyor?
Eşik, TTK'nın 332. maddesinde belirlenen asgari esas sermaye tutarının beş katıdır. 2026 itibarıyla asgari esas sermaye 250.000 TL olduğundan eşik 1.250.000 TL'dir.
Kritik ayrım: esas alınan tutar ticaret sicilinde tescilli sermayedir — fiilen ödenmiş sermaye değil. Şirket sermayesinin tamamını henüz ödememiş olsa bile, sicilde kayıtlı tutar 1.250.000 TL'yi aşıyorsa zorunluluk doğar.
Limited şirketler bu zorunluluğun kapsamında değil.
Zorunluluğa Uyulmazsa Ne Olur?
Sözleşmeli avukat bulundurmayan şirketlere, her ay için brüt asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası uygulanıyor. 2026 yılı için bu tutar aylık 66.060 TL — yıllık toplamda yaklaşık 793.000 TL.
Ceza, şirket merkezinin bulunduğu yer Cumhuriyet Savcılığı tarafından uygulanıyor. Yargıtay kararları net: şirketin aktif dava sayısının azlığı veya ticari faaliyetinin düşük olması, zorunluluğu ortadan kaldırmıyor.
Sözleşmeli Avukat Modeli Nasıl Çalışıyor?
Kanun, şirketin bünyesinde sigortalı avukat çalıştırmasını zorunlu kılmıyor. Dışarıdan serbest çalışan bir avukat veya hukuk bürosuyla sürekli danışmanlık sözleşmesi yapılması yeterli.
Sözleşme yazılı olarak düzenlenmeli ve bir nüshası ilgili baroya bildirilmeli. 2026 yılı itibarıyla sözleşmeli avukata ödenecek asgari aylık ücret 45.000 TL olarak belirlenmiş durumda.
Stratejik Bir Not
Sermaye artırımı planlayan şirketlerin bu eşiği göz önünde bulundurması gerekiyor. 1.250.000 TL'nin hemen altında kalan bir sermaye tutarı seçmek ile eşiği aşmak arasında doğrudan bir maliyet farkı var.
Bu, sermaye artırımı kararını salt mali değil, aynı zamanda hukuki bir planlama meselesi haline getiriyor.